5. DÜNYA SU FORUMU

5. Dünya Su Forumu, İstanbul'da düzenlenen merasimle başladı. Forumda ilk olarak, İstanbul'un tanıtım filmi gösterildi. Daha sonra da konuşmalara geçildi.  Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Sütlüce Kültür ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen 5. Dünya Su Forumu'nun açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye ile Dünya Su Konseyi tarafından ortaklaşa bu yıl beşincisi düzenlenen foruma Marakeş, Lahey, Kyoto ve Meksika'nın ardından İstanbul'da ev sahipliği yapmaktan, uluslararası su camiasının saygın temsilcilerini Türkiye'de ağırlamaktan büyük sevinç duyduklarını söyledi.   

 

Dünya Su Forumu'na Türkiye'den ve yurt dışından iştirak eden devlet ve hükümet başkanlarını, bakanları, parlamenterleri, yerel yöneticileri, sivil toplum örgütlerini, iş çevrelerini, bilim ve akademi dünyası ile basın kuruluşlarının yetkililerini en içten duygularıyla selamladığını ifade eden Gül, ''İstanbul'daki bu mühim buluşmamıza gösterilen büyük ve yakın ilgi, bizleri fevkalade mutlu etmiştir'' diye konuştu.  Suyun hayatı idame ettirebilmek için vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Gül, bu sebeple su konusuna özel bir önem verilmesi gerektiğinin de açık olduğunu kaydetti. Abdullah Gül, suyun, sürdürülebilir kalkınmanın en önemli itici güçlerinden biri olduğuna işaret ederek, su olmadan fakirlik, açlık ve hastalıklarla mücadele edilemeyeceğini dile getirdi. 7 milyara yakın insanın gıda güvenliğinin temini için tarımsal faaliyetlere yeterli miktarda su tahsis etmek durumunda bulunulduğunu ifade etti. Gül, Türkiye gibi su zengini olmayan ülkelerin su kaynaklarını hakça, makul ve en iyi şekilde geliştirmek, yönetmek, kullanmak ve korumak zorunda olduklarını vurgulayarak, bununla beraber Türkiye'nin, su konusunda iş birliği yapılması gerekliliğinin bilincinde olduğunun altını çizdi. Bu işbirliğine suyun faydalarının paylaşılmasıyla başlanabileceğini anlatan Gül, suyun milletleri ayrıştıran değil, yakınlaştıran bir iş birliği alanı haline gelmesine inandıklarını, bu itibarla bu yılki Dünya Su Forumu'nun ana temasının ''Farklılıkların suda yakınlaşması'' olarak belirlendiğini hatırlattı. Cumhurbaşkanı Gül, uluslararası toplumun susuz bir geleceğin olamayacağını göz önünde bulundurarak gerekli politika değişikliğine gitmek zorunda olduğuna dikkati çekerek, mevcut sorunların ortadan kaldırılmasının en etkin yolunun devletlerin su yatırımlarına ağırlık vermelerinden, içme ve kullanma suyuna ilişkin altyapı çalışmalarının artırılmasından geçtiğini söyledi. Gül, ''Suyu sınırsız bir kaynak olarak görmeye son vermeli, tüketimimizi bu değerli kaynağın sınırlı olduğu bilincine göre uyarlamalıyız'' dedi. Abdullah Gül, 2000 yılındaki Birleşmiş Milletler Bin Yıl Bildirgesi ve 2002 senesindeki Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi'nin uluslararası camianın bu konuyu küresel düzeyde ele alma iradesini yansıttığına işaret ederek, BM Genel Kurulu'nun konunun arz ettiği önemin bir göstergesi olarak 2005-2015 yılları arasındaki 10 yıllık dönemi uluslararası ''Hayat İçin Su Eylem Dönemi'' olarak ilan ettiğini hatırlattı.  

Çevre ve Orman Bakanı Eroğlu

  Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Sütlüce Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen 5. Dünya Su Forumu'nun açılış merasiminde yaptığı konuşmada, suyun şehirler ve ülkeler arasında yol alırken, akıp geçtiği yerlerdeki kültürleri birbirine taşıdığını ve yakınlaştırdığını dile getirerek, bu noktadan yola çıkarak 5. Dünya Su Forumu'nun ana temasını 'Farklılıkların suda yakınlaşması' olarak belirlediklerini anlattı.

   

Suyun birleştirici gücüne olan inançlarını ortaya koymak için ''Suda medeniyetlerin buluşması'' konusunun forumun bütün bölgesel toplantılarında ayrı bir başlık olarak ele alındığının kaydeden Eroğlu, bu temanın ''Medeniyetler İttifakı Projesi''nin temel ilkeleriyle de paralellik taşıdığını söyledi. Bakan Eroğlu, Türkiye'nin Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) vasıtasıyla başta su olmak üzere 3 kıtada ihtiyaç duyulan her yerde büyük projeler yürüttüğünü aktararak, DSİ Genel Müdürlüğü ve TİKA'nın Afrika ülkeleri başta olmak üzere birçok bölgede insanların su ihtiyacını karşılamak için işbirliği yaptığını ve çeşitli içme suyu projelerini hayata geçirdiğini anlattı. Eroğlu, suyu, istikrar ve kardeşlik için bir barış vesilesi olarak gördüklerini ifade ederek, ''Bu anlayışın bir gereği olarak Türkiye, suyun bütün dünyada istikrarın tesisine yardımcı olacak bir işbirliği vasıtası haline gelmesi için elinden gelen gayreti göstermiştir ve göstermeye de devam edecektir'' diye konuştu.  

Her Katılımcı İçin Bir Fidan

  Çevre ve Orman Bakanı Eroğlu, vatandaşlarına sağlıklı su sağlamanın bütün devletlerin temel yükümlülükleri arasında yer aldığının altını çizerek, ''Bir dilim ekmek ve bir bardak suyla yapacağımız tasarruf, bütün Afrika'nın kurtuluşu olacaktır. Aşırı tüketim ve silahlanmaya yapılan harcamalardan kısacağımız kaynakları, dünyanın en değerli varlığı olan insanın sağlıklı yaşaması için harcamalıyız'' dedi. ''Su forumunun temel maksadı, suyun ticarileşmesi değil, bilakis bütün canlıların temiz, sağlıklı ve kaliteli suya erişmesini temin etmektir'' ifadesini dile getiren Eroğlu, foruma katılan bütün misafirlere bugünün hatırası olarak İstanbul'da 170 dekarlık alanda 29 bin 144 adet fidan dikildiğini ve bu foruma katılan herkesin ''İstanbul'da dikili bir ağacı'' bulunduğunu bildirdi.   Bakan Eroğlu, konuşmasının ardından uluslararası ve ulusal alanda verilen ''Başbakanlık Su Ödülü''nü kazananlara takdim etti.  

 

5. Dünya Su Forumu Genel Sekreteri Tabasaran

  Sütlüce Kongre ve Kültür Merkezi'ndeki açılış merasiminde konuşan 5. Dünya Su Forumu Genel Sekreteri Prof. Dr. Oktay Tabasaran, Fas, Hollanda, Japonya ve Meksika'nın ardından 5. Dünya Su Forumu'nun farklılıkların İstanbul'da yakınlaşması adına İstanbul'da gerçekleştirildiğini hatırlattı.  ''Hedefimiz bu organizasyonun bir milat teşkil etmesi ve bundan böyle İstanbul öncesi ve sonrası olarak adlandırılmasıdır'' diyen Tabasaran, bundan önce forum kapsamında Çevre ve Orman Bakanlığı ile Devlet Su işlerinin hem Türkiye'de, hem de çeşitli ülkelerde toplantılar düzenlediğini ifade etti. Tabasaran, forumun temel gayelerinden birinin de, ''su kaynaklarının etkin kullanımı için acil önlemler alınması ve yerel çözümler üretilmesi olduğunu'' dile getirerek, suyun politik öneminin konuşulmasını ve taahhüdüne kavuşturulmasını istediklerini söyledi.  

Dünya Su Konseyi Başkanı Loic Fauchon

  Dünya Su Konseyi Başkanı Loic Fauchon da ''Bizler burada insanların nihayet doğayla uyumlu yaşamasını başarmak isteyen insanların sesini duyurmak için bulunuyoruz. Suya erişimin ve ulaşma yolunun uzun olduğunu bilincindeyiz. Bu yolda bir araya gelmemiz bizim erdemimizdir'' dedi. Fauchon, dünyanın hızla ve bazen hoyratça geliştiğini ifade ederek, gıda ve enerji üretiminde çok önemli bir yere de sahip olan su kaynaklarının bundan mağdur olduğunu söyledi. Devlet başkanlarının yanı sıra 140 bakanlık heyetinin de foruma katıldığına dikkati çeken Fouchon, forumda siyasilere uzun süreli talepler iletileceğini söyledi.   

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş

  İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da 5. Dünya Su Forumu'nun yapıldığı kıtaların buluştuğu, medeniyetlerin beşiği ve 8 bin 500 yıllık geçmişinden bu güne kadar taşıdığı değerlerle gerçek bir hoşgörü ve barış şehri olan İstanbul'da, foruma katılan konukları ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu söyledi.   

Diğer Konuşmalar

  BM Genel Sekreter Yardımcısı Sha Zukang, Sütlüce Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen 5. Dünya Su Forumu'nun açılışında yaptığı konuşmada, su ve sanitasyon konularının hayati olduğunu, özellikle milenyum hedeflerine ulaşabilmek için bu konuların çok önemli olduğunu söyledi. Toplantıda BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon adına konuştuğunu belirten Zukang, ''Umuyoruz, burada bu diyalog ve alınacak stratejik eylem kararları su konusundaki ilerlememizi hızlandıracaktır'' dedi. Zukang, iklim değişikliğinin etkilerinin su sektöründe görülmeye başladığını vurgulayarak, su ve iklim konusunda yapılacak çalışmalar ve görüşmelerin özellikle suya odaklanarak bir sonuca varabileceğine işaret etti. İklim değişikliğinde, suyun yönetimi ve felaketlerin engellenmesi konusunda daha yoğun çabalar gerektiğini ifade etti. Fas Başbakanı Abbas El Fassi de sorunların artmasının, özellikle suyla ilgili sorunların artmasının sürdürülebilir kalkınma üzerinde de etki yaptığına işaret ederek, ''Suya olan talep çok fazla, ama su kaynakları da kıt. Geçmişte suya olan talebin artışına şahit olduk ve bu talep artık 6'ya katlamış durumda. Çünkü nüfus arttı. Eğer bu hızla devam edecek olursak 2020'lerde 2030'larda belli bölgelerde su bulunamayacak'' dedi. Milenyum kalkınma hedeflerine ulaşılmak isteniyorsa daha cesur, daha etkin, daha esnek önlemler almak gerektiğini dile getiren Fassi, hedefe ancak bu şekilde varılabileceğinin altını çizdi. Fassi daha sonra, ''Kral İkinci Hasan Ödülü''ne layık görülen Dr. Abdullatif Yusul El Hamat'a ödülünü sundu. Japonya Veliaht Prensi Naruhito Kotaishi de İstanbul'un doğu ve batı medeniyetlerinin beşiği olduğunu söyledi. Acil su sorunlarının çözümlenebilmesi için uluslararası işbirliğine ihtiyaç bulunduğunu vurgulayan Kotaishi, ''Bugün artık su sorunu yalnızca uzmanlar tarafından değil, tüm ulusal ve uluslararası yöneticiler tarafından tartışılır hale gelmiştir'' diye konuştu. Meksika Ulusal Su Komisyonu Direktörü Jose Luis Luege Tamargo da Meksika Devlet Başkanı Felipe Calderon'un mesajını okudu. Mesajında, 3 yıl önce Dünya Su Forumu'nu düzenlediklerini hatırlatan Calderon, bunun kendilerine çok şey öğrettiğini ve forumun sonunda suya ayırdıkları bütçeyi 2 kat artırdıklarını kaydetti. Calderon, 5. Dünya Su Forumu'nun, suyu etkili bir şekilde kullanmak konusunda olumlu sonuçlar ortaya çıkaracağını ifade etti. Foruma, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ev sahipliğinde Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, Hollanda Veliaht Prensi Willem Alexander, Monako Prensi II. Albert, Güney Kore Başbakanı Han Seung-Soo, Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman ve Japonya Veliaht Prensi Naruhito Kotaishi'nin de aralarında bulunduğu devlet ve hükümet başkanları iştirak etti.     

Konuk Başkanlar Onuruna Yemek

  Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, 5. Dünya Su Forumu'na katılan Devlet ve Hükümet Başkanları onuruna Çırağan Sarayı'nda öğle yemeği verdi.  Bakan Eroğlu, yemekte yaptığı konuşmada İstanbul'un su medeniyetleri açısından önemli bir şehir olduğunu belirterek, konuklara dünyanın en önemli kemerleri, sarnıçları, sarayları ve çeşmeleri bulunan şehri gezmelerini tavsiye etti. İstanbul'un dünyanın en modern içme suyu ve atık su arıtma tesislerine de sahip olduğunu kaydeden Eroğlu, bunların da gezilmesini önerdi.  Veysel Eroğlu, konuklara, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "sıcak selam ve saygılarının" yanı sıra, "işbirliğinin daha da geliştirilmesi ve suda daha çok yakınlaşılarak dünyadaki su problemini çözmek için büyük yatırımlar yapılmasını" içeren mesajını iletti. 5. Dünya Su Forumu'na katılan Devlet ve Hükümet Başkanları aile fotoğrafı çektirdi. Katılımcılar daha sonra zirve toplantısına geçtiler.  

5. Dünya Su Forumu Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi

  Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün başkanlığında Çırağan Sarayı'nda yapılan zirveye, Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, Monako Prensi II. Albert, Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman, Tuvalu Başbakanı Apisai Lelemia, Fas Başbakanı Abbas El Fassi, Kırgızistan Başbakanı İgor Çudinov, Güney Kore Başbakanı Han Seung-Soo, Hollanda Veliaht Prensi Willem Aleksander, Japonya Veliaht Prensi Naruhito Katoishi, Japonya Su Forumu Başkanı da olan eski Japonya  Başbakanı Yoshiro Mori, BM Genel Sekreteri'nin Yardımcısı ve aynı zamanda Ekonomik ve Sosyal Konsey Başkanı Sha Zuhang, OECD Genel Sekreteri Angel Gurria, UNESCO Genel Direktörü Koichiro Matsuura iştirak etti. Toplantının açılış konuşmasını Cumhurbaşkanı Abdullah Gül yaptı.  Cumhurbaşkanı Gül, burada yaptığı konuşmada dünyadaki suyla ilgili en kapsamlı toplantı olan İstanbul'daki bu buluşmanın uzun süredir süren yoğun ve özverili çalışmaların neticesi olduğunu belirterek, bu derece önemli bir toplantıya ev sahipliği yapmaktan samimi bir şekilde sevinç duyduklarını bildirdi. Cumhurbaşkanı Gül, sözlerini şöyle sürdürdü: "Böyle bir zirve düzenleyerek suyun sadece teknik bir konu olmadığını, insanlığın ortak geleceğini ilgilendiren ve en üst düzeyde ele alınması gereken bir mesele olduğunu vurgulama imkanına sahip olacağız. Forumun bugünkü ve gelecek kuşakların suyla ilgili sorunlarının çözümüne ve sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunacak yeni ufuklar açacağı kanaatindeyim." Önceki uluslararası buluşmaların tecrübe, birikim ve başarıları üzerine inşa edilen bu forumun, yenilikçi yaklaşımlarıyla dünya su kamuoyunun dinamik tartışma ve etkileşime girmesi ile yeni hedeflere ulaşmakta olduğunu söyleyen Gül, "Farklılıkların Suda Yakınlaşması" teması altında düzenlenen forumun getirdiği en önemli yeniliklerden birinin de devlet ve hükümet başkanları zirvesi olduğunu ve bu zirve sonunda bir çağrı metni kabul etmeyi öngördüklerini kaydetti. 5. Dünya Su Forumu kapsamında Çırağan Sarayında gerçekleştirilen Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesinde konuşan Talabani, Türkiye ile siyasi, ekonomik bütün alanlarda olduğu gibi su kaynaklarında da işbirliği yaptıklarını, bu konuda hem koordinasyon, hem işbirliği sağlamaya yönelik çeşitli düzeylerde toplantıların gerçekleştirildiğini belirtti. Irak'ın Dicle ve Fırat nehirlerinden aldığı su miktarını artırdığı için Türkiye'ye teşekkür eden Celal Talabani, su konusunda yapılması gerekenlere ilişkin olarak, şunları sıraladı: ''Ortak su havzaları bulunan ülkeler arasında koordinasyon sağlanması, modern tekniklerin ve uygun programların kullanılması, rehabilitasyon çalışmaları yapılması ve gerekli su kaynaklarının sürekli şekilde temininin sağlanması, su kaynaklarının kirlenmesinin önlenmesi, su ile ilgili kuruluşların teknik bilgilerinin ve yeteneklerinin artırılması.'' Monako Prensi II. Albert ise suyun herkese müşterek şartlarını hatırlattığını ve tehditler karşısında tüm dünyada aynı zorlukların yaşandığını belirtti.  Yaşanan kuraklıklar, fırtınalar ve sellere işaret eden Prens Albert, ''Bu küre üzerinde çekilen sıkıntılarda su daima önemli rol oynuyor. Çevreyi bozdukça ne gibi facialar olabileceğini gösteriyor. Kıtlık olduğu ya da kötü mahsul alındığında, insanların yaşamında suyun rolünün ne kadar önemli olduğunu görüyoruz'' diye konuştu.  Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman, su probleminin küresel bir sorun olduğunu belirterek, siyasi liderlerin bu konunun çözümünde kilit rol oynadığını kaydetti. Dünya Su Forumları arasında ilk kez İstanbul'da politik bir mekanizmanın devreye sokulduğuna işaret eden Rahman, zirvenin su sorununun çözümünde köprü rolü oynayabileceğini ifade etti. Tuvalu Başbakanı Apisai Lelemia da suyun insanların temel gereksinimi olduğunu belirterek, suyun öncelik sıralamasında en önde olması gerektiğini, ancak bu önceliği pek çok ülkenin gerekli seviyeye oturtmadığını söyledi. Ülkesinde yer altı sularının tehdit altında kaldığını kaydeden Tuvalu Başbakanı, iklim değişikliğinin etkilerini kurak mevsimlerin uzaması ya da tayfunların sıklaşması olarak kendini daha çok göstermeye başladığını belirtti. Su sorununu her ülkede farklı sorunlar yarattığına işaret eden Lelemia, bu çerçevede zirveden her bölgenin gereksinimlerine göre öneriler getirmesini beklediklerini kaydetti.  

Tematik Oturum

   5. Dünya Bu Forumu'nun ''Tematik Oturum'' adlı bölümünde, ''Dünya ölçeğinde  yaşanan su sorunlarının çözümünün, suya ilişkin taleplerin birbiriyle rekabet içinde olması sebebiyle zor olduğu görüşü savunuldu. Değişik ülkelerde su ve enerji alanında çalışmalar yapan 16 uzmanın katıldığı oturumda, su sorunları ve çözümler üzerine görüşler dile getirildi. Su konusunda, küresel risk ve yönetimi konusunda temaların ele alındığı oturumda, bu forumda elde edilecek sonuçların dünya ölçeğinde, ''İstanbul Dünya Su Forumu Sonuçları'' olarak anılacağı ifade edildi. Suya ilişkin sorunların sabitlenemediği, sürekli büyüdüğü belirtilen oturumda, açlık ve yoksulluk çeken insanların sayısının gelecek 3 yıl içinde katlanarak artacağı belirtildi. Çevreye ilişkin yatırımların sürdürülebilirliğinin sağlanmasının önemli olduğuna dikkat çekilen oturumda, ''bu işin muhataplarının birlikte çalışmasının önemi'' vurgulandı. Sorun yaşanan bölgelerde, ''kim ne kadar su alacak ve nasıl kullanacak'' sorularının cevaplarının önem kazandığı belirtilen oturumda, tarafların diyalog yoluyla ortak akıla ulaşmada zorlandığı ifade edildi. Su konusunda tarafların birbiriyle ''dürüstçe'' konuşması gerekli olduğu dile getirilen oturumda, suya ilişkin sorunların çok yönlü bir şekilde ele alınması gerektiği vurgulandı. Milyonlarca insanın birlikte yaşadığı bir kentte biyoçeşitliliğin ve suyun kalitesinin kontrol altına alınmasının zorluğuna değinilen oturumda, 5. Dünya Su Forumu'nun tüm dünyayı etkisi altına alan bir ekonomik krizin ortasında yapıldığı hatırlatıldı. Ekonomik krizin su camiası için bir fırsata çevrilebileceğini ifade eden katılımcılar, ''suyun sadece ticari bir mal olmadığı'' görüşü dile getirildi. Türkiye'de, suyun güvenliğinin kontrol altına alınmasına ilişkin başarılı uygulamalar bulunduğu belirtilen oturumda, Haliç'in temizlenmesine ilişkin çalışma buna örnek gösterildi. Dünya'nın ekolojik çevresinin gelecek kuşaklar için korunması gerektiği belirtilen oturumda, insanlığın bir gün suyun tükeneceğine olan endişeyi sürekli taşıdığı hatırlatıldı. Özellikle, büyük kentler için su güvenliğinin çok önemli olduğu belirtilen oturumda, ''Dünya ölçeğinde yaşanan su sorunlarının çözümünün, suya ilişkin taleplerin birbiriyle rekabet içinde olması nedeniyle zor olduğu'' görüşü savunuldu. Suya ilişkin sorunların çözümü amacıyla interaktif diyalog sürecinin bir an önce başlaması gerektiği vurgulanan oturumda, su kaynaklarının sürdürülebilirliği konusunda yapılacak çalışmalara ilişkin ortak zemin oluşturulması görüşü benimsendi.   5. Dünya Su Forumu çerçevesindeki ''Su Bitiyor. Daha İyi Bir Yönetimle Kuraklıktan Nasıl Yeni Fırsatlar Elde Edilebilir?'' başlıklı oturumda; İspanya, Fransa, Şili ve ABD'de yaşanan kuraklık süreçleri ve kuraklıkla mücadelede uygulanan yönetim stratejileri paylaşıldı. Sütlüce Kültür ve Kongre Merkezi'ndeki oturumda, proaktif olarak hazırlanan kuraklık yönetim planlarının taşıdığı önem vurgulandı.  

Cumhurbaşkanı Gül'ün Basın Toplantısı

    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül,  5. Dünya Su Forumu çerçevesinde Çırağan Sarayı'nda düzenlediği basın toplantısında, forumun, uluslararası düzeyde en kapsamlı düzeyde toplantı olduğunu anımsatarak, böyle bir toplantıya evsahipliği yapmaktan kıvanç duyduklarını söyledi. Toplantıya gösterilen yakın ilginin çok memnuniyet verici olduğunu belirten Gül, forumun uzun, kapsamlı ve özverili çalışmaların bir sonucu olduğunu bildirdi. Gül, zirve sonunda tüm dünyaya bir çağrı yapıldığını da ifade ederek, bu çağrıda, suyla ilgili temel ilkeler, temel siyasal iradeler ve suyun geleceğiyle ilgili dünyanın dikkatini çekecek ve su yüzünden ortaya çıkacak büyük sorunların şimdiden bilinmesiyle ilgili bilinci artıracak ifadelerin yer aldığını kaydetti. ''5. Dünya Su Forumu'nun önümüzdeki yıllarda gerek dünya için, gerekse Türkiye için önemli bir dönüm noktası, farklılıklarımızı birleştiren ve buluşturan bir toplantı olarak hatırlanacağı kanaatindeyim'' diyen Gül, suyun, birçok yerde kavga ve sorunların kaynağı olabildiğini kaydetti.  Gül, bu sebeple, suyun yararlarının konuşulmasının da önemli olduğuna dikkati çekerek, ''Sudan dolayı kavga değil, sudan dolayı işbirliği ve ortak çalışma noktaları üzerinde durduk. Çünkü çatışmaların sonu gelmemektedir. Konuşarak, diyalogla ve işbirliğiyle su konusunda insanlığa nasıl daha yararlı olunur diye düşündük'' diye konuştu. Gül, Türkiye'nin Kyoto Protokolü'nü onaylamış bir ülke olduğunu da hatırlatarak, bu çerçevede çevre bilincinin Türkiye'de giderek daha çok arttığını dile getirdi. Gül, ''Artık herkes çevreci olmak zorundadır. Bu bir mecburiyettir, çocuklarımız için, torunlarımız için, Türkiye'nin, dünyanın geleceği için bir mecburiyettir. Onun için bu bilincin uyanması, bu bilincin bütün nesillere yayılması dünyanın geleceği açısından çok önemli bir olaydır'' diye konuştu.  

5. Dünya Su Forumu Liderler Zirvesi Sonunda Yayımlanan Çağrı Metni

  5. Dünya Su Forumu'na katılan liderler, suyun toplumların ve ülkelerin yaşamlarındaki önemine dikkat çekerek, dünyaya su kaynaklarının yönetimi konusunda acil önlemler alınması çağrısında bulundular. Forum çerçevesinde düzenlenen liderler zirvesi sonunda yayımlanan çağrı metninde, suyun toplumların ve ülkelerin yaşamlarındaki önemine dikkat çekilerek, suyun insanları, kültürleri ve ekonomileri birbirine bağladığını, tüm ekonomik ve toplumsal kalkınma, gıda güvenliği, açlık ve yoksulluğun sona erdirilmesinin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı. Milenyum kalkınma hedeflerine varılmasının önemine işaret edilen metinde, dünyanın hızlı nüfus artışı, göç, kontrolsüz ve sağlıksız kentleşme, ticari eğilimlerdeki değişiklikler ve iklim değişiklikleri gibi önemli küresel değişimlerle karşı karşıya bulunduğu ve tüm bunların su kaynakları üzerinde olumsuz etkileri olduğu hatırlatıldı. Bütün  bu olumsuz gelişmelerin suya erişimi ve suyun kalitesini ciddi biçimde tehdit ettiğinin belirtildiği metinde, son ekonomik ve mali küresel krizin de dikkate alınmasının zorunlu olduğu ve bu krizin sonuçlarının su kaynaklarının yönetimi ve hizmete verilmesi üzerindeki sonuçlarının değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi. Çağrı metninde suyun, seller, kasırgalar, kuraklık ve iklim değişikliği yoluyla yaşamlara zarar verebildiği ifade edilerek, su kaynaklarının uygun kapasite ve düzgün altyapı olmadan yönetilemeyeceğine işaret edildi. Metinde ayrıca, hükümetlerin tüm düzeylerinde alınan kararların su üzerinde etkili olduğuna dikkat çekilerek, bu bağlantıya genelde az önem verildiği bildirildi. Bu nedenle yeni politikalar, uyum stratejileri ve kurumsal reformlara acil olarak ihtiyaç olduğu vurgulandı ve bu çerçevede uluslararası taahhütler, mali mekanizmalar, teknoloji ve yeni su yönetim stratejilerine daha çok önem verilmesi gerektiği kaydedildi.  Katılımcı ülkelerin ''dayanışma, güvenlik, uyum ve sınır aşan sular konusunda komşular arasında yararlı diyalog ve işbirliği'' konularında siyasal irade gösterecekleri belirtilerek, dünyanın suyun yararlarını paylaşarak daha çok refah ve artan bir istikrar kazanabileceği ifade edildi. Metinde, bu çerçevede dünyaya şu çağrı yapıldı:  ''Bunu başarabilmek için bütün ülkeleri, dünyanın su sorunlarına küresel bir çerçeve geliştirilmesi ve dayanışma, güvenlik ve uyumun sağlanmasına yardımcı olunması için ortak olarak çaba göstermeye çağırıyoruz.'' Çağrı metninin son paragrafında ise, 5. Dünya Su Forumu'na katılan devlet ve hükümet başkanları ile uluslararası örgüt temsilcilerinin, 21. yüzyılda daha sürdürülebilir ve su konusunda daha güvenilir bir dünya için İstanbul'da biraraya geldikleri belirtildi. Zirve sonunda yayımlanan bu çağrı metninin, gerek G-8 ülkelerine, gerekse hala bir su konvansiyonu bulunmayan BM'ye gönderileceği de ifade edilerek, bu metnin daha kapsamlı uluslararası belgeler için bir temel oluşturacağı belirtildi.                                                                                                                    16.03.2009

     Bakan Eroğlu Dünya Su Sergisi’ni Ziyarete Açtı Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr Veysel Eroğlu, 5. Dünya Su Forumu kapsamında düzenlenen Dünya Su Sergisi açılışında yaptığı konuşmada, yoğun bir çalışma döneminin ardından düzenlenen forumun ülkenin prestijini artıracağını ifade etti. ''Dünya Su Sergisi''ne ABD, Brezilya, Güney Kore ve Japonya gibi ülkelerin firmalarının da katıldığını anlatan Eroğlu, ''Sergiye, yüzlerce ülkeden firmanın katılması Türkiye'nin ve forumun gücünü gösteriyor'' dedi.  Su ile alakalı çalışmalar yürüten firmaların teknik ekipmanlarının yanı sıra yayınlarıyla da sergiye katıldıklarına dikkati çeken Eroğlu, ''Burada çevreye ilişkin çok sayıda yeni teknoloji de tanıtılacak. Ayrıca müteahhitlerimizin yurt dışındaki iş potansiyelinin artması açısından önemli bir sergi'' diye konuştu.   

   

Bakan Eroğlu, konuşmasının ardından 5. Dünya Su Forumu Genel Sekreteri Oktay Tabasaran ve DSİ Genel Müdürü Haydar Koçaker ile birlikte sergiyi ziyarete açtı

 

Basın Toplantısı

  Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, 5. Dünya Su Forumu Genel Sekreteri Prof. Dr. Oktay Tabasaran ve DSİ Genel Müdürü Haydar Koçaker ile Sütlüce Kongre ve Kültür Merkezinde basın toplantısı düzenledi.     Forumun hazırlıklarının 3 yıl sürdüğünü ifade eden Bakan Eroğlu, bu süre içinde yurt içi ve dışında çok sayıda bölgesel toplantı düzenlendiğini hatırlatarak, özellikle yurt içinde ''kuraklık'' ve ''iklim değişikliği'' başlıkları altında 15 toplantı gerçekleştirildiğini anlattı. Forumun düzenlendiği binalar hakkında da bilgi veren Eroğlu, foruma başvuru yoğunluğu sebebiyle Sütlüce Kongre ve Kültür Merkezinin yanı sıra tarihi Feshane binasını da restore ederek hazırladıklarını kaydetti. Her iki binada 7 bin kişinin aynı anda oturum izleyebileceğini ifade eden Eroğlu, foruma 29 bin 144 kişinin katılmak için başvuruda bulunduğunu, ayrıca 156 ülkeden ilgili bakanların da forumu izlediğini belirtti. Forumda yurt içi ve dışından olmak üzere 938 basın mensubunun görev yaptığını anlatan Eroğlu, ''Forum, ülkemiz için muhteşem bir çalışma oldu'' dedi.     

Suyun Özelleştirilmesi

  Gazetecilerin sorularını cevaplandıran Eroğlu, ''foruma liderler düzeyinde katılımın beklenenden düşük olduğu'' şeklinde eleştiri bulunduğunun ifade edilmesi üzerine, bütün dünya liderlerini davet etmediklerini söyledi. Eroğlu, daha önce forumda liderler zirvesi bulunmadığına dikkati çekti. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, çeşitli kıtaları temsilen Afrika, Orta Asya, Avrupa'dan bazı devlet başkanlarını ve BM'den kurum başkanlarını davet ettiğini aktaran Eroğlu, davet edilenlerin çoğunun geldiğini bildirdi.    

Eroğlu, suyun finansmanı ve özelleştirmesine ilişkin soru üzerine de içme ve kullanma suyunun bütün vatandaşlara yeterli miktarda ve uygun kalitede temininin, devletin en önemli görevi olduğunu düşündüklerini ifade ederek, entegre su yönetim planları hazırladıklarını hatırlattı. Suyun satılacağına, özelleşeceğine yönelik yorumların ''yanlış'' olduğunu dile getiren Eroğlu, ''Bizim buradaki gayemiz başkadır. Hidroelektrik santrallerin kurulmasında, boş akan suları değerlendirmek için özel sektör de devreye girsin, dedik. Suyun satılması söz konusu değil. Su devlete aittir, ancak suyun değerlendirilmesi söz konusu olabilir'' diye konuştu. Bakan Eroğlu, sınırı aşan sular konusuna ilişkin olarak da ''Biz kendi aramızda bu meseleyi çözeriz. Türkiye, Irak, Suriye bütün dünyada sınırı aşan sular var. Sınırı aşan sularla ilgili ülkeler kendi meselelerini kendileri çözerler'' dedi. Eroğlu, katılım payı veremeyecek ülkeler için 1000 kişilik kontenjan ayırdıklarını ve katılım sağladıklarını da sözlerine ekledi.                                                                                                                                                           17.03.2009  

 

 

 

 

 

  Bakan Eroğlu, 5. Dünya Su Forumu Çalışmalarına İlişkin Basın Toplantısı Düzenledi Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Sütlüce Kongre ve Kültür Merkezinde devam eden 5. Dünya Su Forumu çalışmalarına ilişkin basın toplantısı düzenleyerek, gazetecilerin sorularını cevaplandırdı.    

Konuk bakanlarla yapılan ikili görüşmelerde hangi konuların ele alındığının sorulması üzerine, Eroğlu, bakanların Türkiye'deki çalışmalardan övgüyle söz ettiklerini, bazı bakanların Türkiye'deki uygulamaları ülkelerine taşımak istediklerini ve uzman personel değişimi önerdiklerini bildirdi.  Eroğlu, Hasankeyf'le alakalı sorular üzerine, burada yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi. İlgili proje çerçevesinde tarihi Artuklu Köprüsü ile Zeynel Bey Türbesi'nin yeniden ele alınacağını bildirdi.  ''Tarihi şehrin büyük bölümü zaten su üzerinde ama bazı insanlar su altında kalacağını iddia ediyorlar'' diyen Eroğlu, Hasankeyf'in; projenin tamamlanmasının ardından muhteşem bir tarih ve kültür merkezi olacağını vurguladı.  Bakan Eroğlu, bir başka gazetecinin, ''Su Bakanlığı kurulması yönünde çalışmalar olduğu söyleniyor. Bir de yeni Su Kanunu'na ilişkin çalışmalar ne aşamada?'' sorusuna karşılık, ''Su Bakanlığı konusunda bir çalışma yok. Dağınıklık vardı bu konuda, ama DSİ'nin bakanlık bünyesine alınmasının ardından bu dağınıklık da giderildi'' diye konuştu.  Su Kanunu'na ilişkin çalışmanın sürdüğünü belirten Eroğlu, ''Çalışmaların tamamlanmasının ardından Su Kanunu'nun 2010 yılında çıkabileceğini düşünüyorum'' dedi.                                                                                                                           18.03.2009  

 

 

 

 

 

 

 

 

  5. Dünya Su Forumu Kapsamında ''Türkiye ve Çevresi Bölgesel Günü Oturumu'' Düzenlendi

 Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel 5. Dünya Su Forumu kapsamında düzenlenen ''Türkiye ve Çevresi Bölgesel Günü Oturumu''nun açılışında yaptığı konuşmada, suyun, insanlığın var olmasının en önemli şartı olduğunu söyledi. ''Su varsa hayat vardır, su yoksa hayat yoktur'' diyen Demirel, suyun yerkürede varlığını sürdürebilen tek uzay cismi olduğunu kaydetti. Suyu dünya gündeminde öne çıkaran diğer bir hususun artan nüfus olduğuna dikkati çeken Demirel, nüfus artışının içecek, giyecek ve yiyecek ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik kaynaklar üzerinde baskı yarattığını söyledi. Demirel, diğer bir problemin iklim değişikliği olduğunu vurgulayarak, iklim değişiminin doğadaki su dengesini de bozacağını ifade etti.      

Bakan Eroğlu

  Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, ''Türkiye ve Çevresi Bölgesel Günü Oturumu''nda yaptığı konuşmada, 5. Dünya Su Forumu öncesinde bu foruma hazırlık gayesiyle düzenledikleri İstanbul Su Forumu'nun periyodik olarak devam edeceğini ifade etti.     Forum kapsamında, İstanbul ile alakalı su mutabakatının da imzaya açıldığını hatırlatan Eroğlu, forumun, ''Suda farklılıkların yakınlaşması'' temasıyla aynı zamanda kültürler arası siyasi ilişkilerin kurulmasına da ön ayak olduğunu anlattı. Eroğlu, ''Su, son yıllarda üzerinde en fazla konuşulan ve senaryolar üretilen konu. Türkiye'nin bu senaryoların en kötüsüne göre hazırlanması gerekiyor'' dedi. Türkiye'nin, bilim adamlarınca iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek ülkeler arasında anıldığını belirten Eroğlu, bu sebeple 2040 ve 2050 yıllarını hedef alan entegre su yönetimi eylem planlarını şimdiden hazırladıklarını söyledi.  

Dünya Su Konseyi Başkanı Loic Fauchon

  Dünya Su Konseyi Başkanı Loic Fauchon ise konuşmasında, oturumun düzenlendiği salona dikkati çekerek, ''Bu kadar kalabalık olması, ülkenizin bu etkinliği ne kadar ciddiye aldığının ve uluslararası bir başarıya ulaştıracağının göstergesidir'' dedi. ''Bu forumun ardından su dünyasındaki tüm tartışmalar, 'İstanbul öncesi ve İstanbul sonrası' olarak kategorize edilecek'' diyen Fauchon, Türkiye'nin su dünyası için çok önemli bir aktör olduğunu ifade etti.  

DSİ Genel Müdürü Haydar Koçaker

  DSİ Genel Müdürü Haydar Koçaker de forum hazırlıklarının 2 yılı aşkın bir süredir dolu dizgin sürdüğünü belirterek, foruma hazırlık maksadıyla ulusal ve uluslararası boyutta 22 toplantı yapıldığını hatırlattı.  

Bakanlar Paneli

  Oturum kapsamında, Çevre ve Orman Bakanı Eroğlu'nun başkanlığında çeşitli ülkelerin bakanlarının katıldığı Bakanlar Paneli de düzenlendi.     Ürdün Su ve Sulama Bakanı Raed Abu Saud, gelecekte yaşanması muhtemel su kıtlığını durdurabilmek adına tedbirlerin bugünden alınması gerektiğini söyledi. Ülkesinde çok kısıtlı su kaynakları olduğunu belirten Abu Saud, Ürdün'deki suyun insanların ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığını ifade etti. Kırgızistan Su Kaynakları ve Ziraat Bakanı Yardımcısı Baratali Koshmatov ise iklim değişikliği sebebiyle buzulların eridiğini, ülkesindeki ırmakların debilerinde bu nedenle artışlar yaşandığını anlattı. Koshmatov, ülke sınırları içerisindeki su kaynaklarının korunması ve yönetimi işinin, bu kaynaklardan faydalanan diğer ülkelerin görüşleri alınarak yapıldığını ifade etti. Tacikistan Su Kaynakları Bakanı Saidi Yokubzod da su sorunlarına ilişkin tüm ülkelerin katılımıyla bir diyalog platformu oluşturmanın önemine işaret ederek, ''Su, hayati bir unsurdur. Çünkü tüm insanlık yararlanıyor'' dedi.                                                                                                                                                         18.03.2009

 

 

 

 

 

  5. Dünya Su Forumu Bakanlar Konferansı Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, 5. Dünya Su Forumu kapsamında düzenlenen, ''Bakanlar Konferansı''nın açılışında yaptığı konuşmada, konferansın devlet başkanlarının bir araya gelmesinin ardından gerçekleştirilen, üst düzey siyasilerin katıldığı ikinci toplantı olduğunu söyledi.     Konferansa katılan siyasetçilere seslenen Eroğlu, ''Sizler bütün dünya ülkelerinin hayat hakkı olarak değerlendirdiğimiz sudan sorumlu insanlar olarak çok önemli bir görev ifa ediyorsunuz'' dedi. ''Dünyanın hemen her ülkesinde sudan kaynaklı sorunlar yaşandığına'' dikkati çeken Eroğlu, ''Su akıllıdır, yaşar. Eğer onu korursanız o da sizi bereketli topraklar ve bol ürünle ödüllendirir. Ona hoyrat davranırsanız kuraklıkla, afetlerle mücadele etmek zorunda kalırsınız. Çünkü su, insanların tabiata müdahalesinden en fazla etkilenen doğal kaynaktır. Günümüzde birçok toplum suyun kötü yönetilmesi nedeniyle zarar görüyor'' diye konuştu.     Türkiye'nin su kaynaklarını adil bir şekilde yönetmeye çalıştıklarını anlatan Eroğlu, şöyle devam etti: ''Ülkemiz su zengini değil. Bu sebeple suyun iyi yönetilmesi gerekiyor. Buradan hareketle, sulama, atık suyun arıtılması ve içme suyu tesislerine ilişkin uzun vadeli planlamalar yapıldı. Devlet Su İşleri, 2008 yılı başından itibaren yaptığı çalışmalarla 636 adet tesisi işletmeye aldı. En fazla suyun tarıma harcandığı bilgisinden hareketle damla sulama gibi modern sulama tekniklerini hayata geçirerek, daha az suyla daha fazla alanı suluyoruz.  Orman ile su iç içedir. Bu sebeple, ormanların yangınların zararlarından korunması maksadıyla son teknoloji ürünleri kullanarak bir yangın erken uyarı sistemi geliştirdik ve kullanıyoruz. Nehir ve göllerde suyun kalitesini her dakika ölçüyoruz. Ülkemizin 271 plaj ve marinasına mavi bayrak verildi.'' Suyun aynı zamanda temiz enerji kaynağı olduğunu vurgulayan Bakan Eroğlu, şu anda kurulu gücü 14 bin megavat olan hidroelektrik santrallerinin bu potansiyelini 5 yıl içinde 40 bin megavata taşımayı planladıklarını anlattı. ''Birçok insan için su, musluğu açtığında akıp giden bir şeydir'' diyen Eroğlu, suyun musluklara kadar getirilmesi sürecinde harcanan emeğin çok büyük olduğunu söyledi. Eroğlu, Türkiye'nin su kültürünü en üst düzeye ulaştırmış bir ülke olduğunu belirterek, ''Bunun en önemli göstergesi de Türk müteahhitlerinin yurt dışında bu alanda kazandıkları başarılardır'' dedi.  

BM Gıda ve Tarım Organizasyonu Direktörü Jacques Diouf

  BM Gıda ve Tarım Organizasyonu Direktörü Jacques Diouf da forumun ülkelerin su konusundaki bilgi ve becerilerini paylaşmaları adına önemli bir çalışma olduğunu ifade etti. Diouf, gelecekte su sıkıntısı yaşanmasının önüne geçilmesi için ülkelerin bir an önce suya yönelik alt yapı çalışmalarına hız vermesi gerektiğini söyledi.  

Dünya Su Konseyi Başkanı Loic Fauchon

  Dünya Su Konseyi Başkanı Loic Fauchon da forumun suyu olmayan, suya ulaşamayan insanların sesini duyurduğu bir platform olduğunu ifade etti. Forumun, devlet büyüklerinin katılımıyla siyasi bir nitelik kazandığını da vurgulayan Fauchon, ''İnsan onurunu ilgilendiren suyu aynı zamanda bir insan hakkı olarak da görüyoruz. Bireysel bir haktır, kolektif haktan farklıdır'' diye konuştu.  

5. Dünya Su Forumu Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Mete Saatçi

  5. Dünya Su Forumu Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Mete Saatçi, forumun şimdiye kadar gayet başarılı ilerlediğini ifade etti. Suya ilişkin etkin kararlar alınmasını beklediklerini belirten Saatçi, ''Forumun suya ilişkin sorunların çözümünde ciddi bir yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu forumun ardından dünyada yoksulluğun önlenmesi ve su sorunlarının çözümlenmesi için yol açılacak'' diye konuştu.      

5. Dünya Su Forumu Bakanlar Süreci Başkanı Sumru Noyan

  5. Dünya Su Forumu Bakanlar Süreci Başkanı Sumru Noyan da suyun tüm insanların ve medeniyetlerin hayat kaynağı olduğunu vurgulayarak, ekosistemler için vazgeçilmez olduğunu söyledi. Nüfus artışı, kontrolsüz kentleşme ve göç gibi unsurların su kaynakları üzerinde baskı yarattığına işaret eden Noyan, suya ilişkin tüm paydaşların uyum stratejileri geliştirmeleri gerektiğini ifade etti.                                                                                                                                              20.03.2009

 

 

 

 

 

  5. Dünya Su Forumu Kapsamında ''Enerji İçin Su, Su İçin Enerji'' Konulu Bakanlar Toplantısı Yapıldı Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, 5. Dünya Su Forumu çerçevesinde düzenlenen ''Enerji İçin Su, Su İçin Enerji'' konulu Bakanlar Toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, su ile enerjinin birbirinden ayrılmaz yapışık kardeşler gibi olduğunu dile getirerek, suyun sürdürülebilir gelişme için son derece önemli olduğunu söyledi.     Suyun aynı zamanda gıda ve enerji üretiminde önemli rol oynadığını, tabii çevrenin bütünlük ve sürdürülebilirliğini, hayat kalitesini belirlediğini dile getiren Eroğlu, suyun toplumsal ve ekonomik gelişimde de merkezi bir işlev gördüğünü kaydetti. Bakan Eroğlu, yatırımlarda büyüme ve yoksulluğun azaltılması için öngörülen yerel, bölgesel ve ulusal hedeflerde suyun önemli bir önceliğe sahip olduğunu vurgulayarak, ''Su gelişimi ve yönetimi, katılımcı bir yaklaşımla ele alınmalı ve kullanıcı, planlamacı ve karar verici birimler, çalışmaların her aşamasına dahil edilmelidir. Su, temel bir insani haktır. Suyun yönetim, kullanım ve dağıtımı adalet, sürdürülebilirlik ve eşitlik esasları çerçevesinde yürütülmelidir'' diye konuştu. Su kaynaklarının geliştirilmesinin, Türkiye'nin ekonomik büyümesinde de önemli bir paya sahip olduğunu ifade eden Eroğlu, sulama projeleri sayesinde, sadece yağmur suyu ile alınan ürünün neredeyse 7 kat fazlasının elde edilebildiğini anlattı. Eroğlu, ekilebilir arazilerin yüzde 21'inden elde edilen zirai gelirin, gayrisafi yurt içi hasılanın neredeyse üçte birine karşılık gelerek, ekonominin çok önemli bir parçasını oluşturduğuna dikkati çekerek, hidroelektrik projelerinden yılda 46 milyon kilovat saat yenilenebilir enerji elde edildiğini bildirdi.      Çevre ve Orman Bakanı Eroğlu, hedeflerinin, ''Türkiye'nin su ve toprak kaynaklarını geliştirmek, aynı zamanda hidroelektrik potansiyeli kullanmak olduğunu'' ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Türkiye'de 130 milyar kilovat saatlik bir hidroelektrik potansiyeli vardır. Ancak bugün için 46 milyar kilovat saatlik bir kısmı kullanılmaktır. Bunu geliştirmek maksadıyla 2003 yılında Su Kullanımı Anlaşması Yönetmeliği adıyla bir yönetmelik hazırladık. Yani özel sektörün önünü açtık. Bu şekilde özel sektörden şu ana kadar bin 500'ü aşkın hidroelektrik santral kurulması için müracaat var. Bunların bir kısmının şu anda projesi yapılıyor, bir kısmının inşaatı sürüyor. Bu şekilde yakın bir gelecekte potansiyelimizin büyük bir kısmını kullanacağız. Bin 500 hidroelektrik santrali için yaklaşık 23 bin 500 megavatlık bir kurulu güç ortaya çıkacak, aynı zamanda 70 milyar kilovat saatlik bir enerji üretilecektir. Türkiye için bu, gerçekten büyük açılım olmuştur. Çünkü bunu özel sektör adeta yap-işlet-devret esasına göre yapacak, yani 49 yıla kadar inşa etmek suretiyle işletecek, elektriğini serbest piyasada satabilecek ve böylece sudan enerji elde etmiş olacağız.'' Bakan Eroğlu, geçmişte Türkiye'de elektrik kullanımının son derece sınırlı olduğunu, bundan 10 yıl önce yılda kişi başına kullanılan elektrik enerji miktarının bin 500 kilovat saat iken, bugün dünya ortalaması olan yaklaşık 2 bin 500 kilovat saatin yakalandığını kaydetti.  Avrupa ortalamasının 5 bin kilovat saat olduğunu bildiren Eroğlu, ''Bu dikkate alınırsa Türkiye'de hala yapılacak çok enerji santrali olduğu ortadadır'' dedi. Eroğlu, sözlerine şöyle devam etti: ''Maalesef enerjide ülkemiz büyük ölçüde dışa bağımlıdır. Ülkemizin enerjisinin yüzde 57'si doğal gaza bağımlı doğal gaz çevrim santralleri ile sağlanmaktadır. Yaklaşık yüzde 20-25'i ise suya bağımlı olarak hidroelektrik enerjiden devredilmektedir. Geri kalanlar da normalde kömüre dayalı santrallerden sağlanmaktadır. Ülkemizde şu anda hiçbir nükleer santral mevcut değildir. Nükleer santral kurulması yönünde bir ihale dosyası hazırlanmıştır. Sadece tek bir firma müracaat etmiş olup bu konuda çalışmalar devam etmektedir.''    

Fransa Çevre Bakanı Borloo

  Fransa Çevre Bakanı Jean Lois Borloo da dünyada son dönemlerde yerel enerji konusunun önem kazandığını söyledi. Afrika gibi suyun yetersiz olduğu ülkelerde enerjiye de ihtiyaç olduğuna işaret eden Borloo, bu tür ülkelerde sivil toplum örgütleri, meslek kuruluşları, merkezi ve yerel yönetimler bir araya getirilerek su konusunda ortak çalışma yapıldığını kaydetti.    

Kosova Çevre ve Alan Planlama Bakanı Mahir Yağcılar

  Kosova Çevre ve Alan Planlama Bakanı Mahir Yağcılar da su konusunda dünya ülkelerinin özellikle de komşu ülkelerin iş birliğinin çok önemli olduğunu söyledi. Enerji tasarrufu konusunun Kosova'da yeni yeni öğrenildiğini ve projeler yapılmaya yeni başlandığını ifade ederek, rüzgar ve güneş gibi alternatif enerjiler konusunda bir projeleri bulunmadığını belirtti.   

Muhammed Quaseem

  Afganistan Üst Düzey Su Araştırmaları Danışmanı Muhammed Quaseem de ülkesinde tarlaların savaş sebebiyle çok zarar gördüğünü, buna bağlı olarak gıda üretiminin yarıya düştüğünü anlattı. Quaseem, Afganistan'ın kalkınma stratejisinde suyun çok önemli olduğunu, ülkenin hedeflerine ulaşabilmesi için gerekli altyapı kurma ve yeterince su stoklamak zorunda bulunduklarını dile getirerek, konuda uluslararası destek ve iş birliğine ihtiyaçları olduğunu vurguladı.   

''Enerji için Su, Su için Enerji'' Bakanlar Toplantısı Kapanış

  ''Enerji için Su, Su için Enerji'' konulu Bakanlar Toplantınsın kapanışında konuşan Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, 5. Dünya Su Forumu çerçevesinde gerçekleştirilen toplantının yararlı geçtiğini söyledi.  Eroğlu, suyun gücünden elde edilen hidroelektrik enerjinin temiz, yenilenebilir, küresel iklim değişikliğinde kullanılabilecek en önemli enerji olduğunu belirtti.  Bakan Eroğlu, barajlı hidroelektrik santrallerinin birçok faydası olduğuna işaret ederek, elektrik sarfiyatının belli mevsimlerde ve günün belli saatlerinde pik yaptığını ve bu saatlerde hidroelektrik santrallerin hemen devreye girdiklerini vurguladı. Bu barajların çok amaçlı kullanılabildiğini, içme suyu, sulama suyu gibi çok büyük faydalarının bulunduğunu dile getiren Eroğlu, özellikle biriktirmeli olanların nehirlerdeki debileri dengelediğini kaydetti.  Çevre ve Orman Bakanı Eroğlu, Türkiye'de hidroelektrik santrallerin nehre bıraktığı su konusunda tartışmalar yaşandığını, hatta idari mahkemelere müracaatlar olduğunu, bazı hidroelektrik santrallerin iptalinin dahi gündeme geldiğini belirterek, özellikle nehir santrallerinde, nehrin yatağına bırakılacak su miktarının ciddi şekilde ele alınması gerektiğini, oradaki ekolojik hayatın devamı açısından bunun bir zaruret olduğunu bildirdi.         

Enerji Tasarrufu

  Enerji tasarrufuna önem verilmediğini ifade eden Eroğlu, eski pompa istasyonlarının verimliliğinin çok düşük olduğunu, bunların mutlaka yenilenmesi gerektiğini belirterek, Türkiye'de pek çok yere su iletmek için pompalı sulama yapıldığını, pompaların veriminin düşük olması halinde enerji kaybının meydana geldiğini vurguladı.  Eroğlu, ''Sulamada eğer ileri teknolojiler kullanmazsak lüzumsuz bir maliyet ve enerji kaybına sebep olmaktadır. Bütün sulamalarda ileri teknolojilerini yani az su kullanan damlamalı sulama sistemlerini tercih etmek gerekir. Bunu mecbur hale getirmek gerektiği kanaatindeyim'' dedi. İstanbul'un engebeli bir şehir olması sebebiyle bazı tepelerine su iletmek için pompa kullanıldığını, bunun da büyük enerji kayıplarına sebep olduğuna dikkati çeken Eroğlu, enerji tasarrufu sağlamak için yeni bir sistem kurduklarını söyledi. Eroğlu, enerjinin büyük kısmının ısınmak için kullanıldığını, binaların ısı izolasyonunun yapılmasının çok önemli olduğunu kaydederek, Türkiye'de orman köylerinde evlere güneş kolektörleri koyduklarını, ısınmak veya sıcak su elde etmek için ormandan odun kesilmesinin engellendiğini bildirdi.  Bakan Eroğlu, konuşmasına şöyle devam etti: ''Su ve enerji konusunda atılması gereken en önemli adımlardan biri, kurumsal yapının güçlendirilmesi ve aynı zamanda bir takım sağlıklı mevzuatın ortaya konulmasıdır. Bunu yapmak gerekir ki iş adamları emin bir şekilde hidroelektrik santralleri alanında yatırım yapsın. Birçok ülke mevcut elektrik potansiyelini kullanamıyor. Türkiye'de şu anda yüzde 40'lardayız. Bazı ülkelerde su bol fakat kullandıkları potansiyel yüzde 20-25'lerde. Bunu artırmak için o ülkelerin hukuki yapılarını, mevzuat düzenlemeleri yapmaları gerekir ki iş adamları emin bir şekilde oraya yatırım yapsın. Genellikle suyu bol olan ülkelerde para az. Yeni finans modelleri ortaya konmalı, yap-işlet-devret uygun sistemlerdendir.'' Türkiye'de bu konuda örnek bir uygulama yapıldığını, bu uygulamanın özellikle Tacikistan, Afganistan ve Kosova'da kullanılabileceğini dile getiren Eroğlu, ''Çok büyük bir potansiyel gelişti, 1500'den büyüklü küçüklü santrallere müracaat var. Özel sektörün potansiyelinin bu işin içine sokulması, mevzuatta bir takım düzenlemeler, kurumsal yapı güçlendirilmesi ile bu konuda hızlı bir şekilde adım atabilirsiniz'' dedi.                                                                                                                                                             21.03.2009  

 

 

 

  Bakan Eroğlu, 5. Dünya Su Forumu Kapsamında Konuk Bakanlarla İkili Görüşmelerde Bulundu Çevre ve Orman Bakanı prof. Dr. Veysel Eroğlu, 5. Dünya Su Forumu kapsamında İstanbul'da bulunan konuk bakanlarla ikili görüşmelerde bulundu.      Bakan Eroğlu, sırasıyla İran Enerji Bakanı Perviz Fattah, Singapur Çevre ve Su Kaynakları Bakanı Yacoob İbrahim, Etiyopya Su Kaynakları Bakanı Aswaf Dingamo Kame, İspanya Çevre Kırsal ve Deniz Bakanı Elena Espinosa Mangana ve Bangladeş Su Kaynakları Bakanı Chandra Sen ile görüştü.   Eroğlu, ikili görüşmelerle alakalı yaptığı açıklamada 5. Dünya Su Forumu'nun çok büyük faydaları olduğunu ifade ederek, ''Şu ana kadar yapılan su forumlarının en büyüğü oldu'' dedi. İstanbul'da yapılan forumda çocuk forumu, gençlik forumu ile kadınlarla ilgili oturumlar gibi yenilikler de yapıldığını anlatan Eroğlu, foruma 163'ü yabancı toplam 263 parlamenterin katıldığını bildirdi.      Eroğlu, foruma 155 ülkeden üst seviyeden olmak üzere toplam 192 ülkeden katılımlar olduğunu hatırlatarak, ''Gerçekten bu muhteşem bir forum oldu. Forum ve sergiye katılanların sayısı 33 bin kişiyi geçti'' diye konuştu.  Bundan önceki forumlara katılımın en fazla 18-20 bin civarında gerçekleştiğini dile getiren Eroğlu, İstanbul'daki foruma çoğu yabancı 1286 kayıtlı basın mensubunun iştirak ettiğini de söyledi.  Bakan Eroğlu, forum kapsamında parlamenterler oturumunun yanı sıra belediye başkanları oturumunun da gerçekleştirildiğini, belediye başkanları düzeyinde katılımın 200 civarında olduğunu bildirdi.  Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün emirleriyle forumun açılışında mini bir ''Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi''nin yapıldığını hatırlatan Eroğlu, yarın da Bakanlar Deklerasyonu'nun yayımlanacağını, bununla ilgili hazırlıkların yapıldığını kaydetti.  Eroğlu, ''İstanbul Mutabakatı''nın da büyük ölçüde imzalandığını, şehirlere sağlıklı yeterli miktarda su teminine dair İstanbul Su Mutabakatı'nın su tarihine geçeceğini ifade etti.  Çevre ve Orman Bakanı Eroğlu, konuk ülkelerin bakanlarının, su konusunda  tecrübeli olduğu için Türkiye ile işbirliğini daha da geliştirmek istediklerini, yardım ve eğitim konusunda karşılıklı ikili işbirliği anlaşmaları imzalanmasını talep ettiklerini söyledi.  Uluslararası işbirliğini geliştirmeye gayret ettiklerini ifade eden Eroğlu, bugün çok sayıda yabancı bakanla ikili görüşmelerde bulunduğunu anımsatarak, ''Bu kadar çok yabancı bakanın randevu talebinin olmasını, ülkemizin tanınması, kalkınması ve işbirliğini gelişmesi açısından fevkalade önemli görüyorum'' dedi.     Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu,  Hırvatistan, Ukrayna, Katar, Mısır, Moğolistan ve Nijer'den gelen konuk bakanlarla yaptığı görüşmelerde ise ilgili bakanlıklarla yapılacak ortak çalışmalar ve işbirliği konuları ile Türkiye'nin Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü aracılığıyla Afrika ülkelerine yaptığı yardım çalışmalarının ele alındığını ifade etti.  Türkiye, bu forumdan çok güzel istifade etti. İstanbul'da 30, 40  hatta 60 bin kişilik çok büyük bir organizasyonların başarıyla yapılabileceğini gösterdi'' dedi. Foruma katılanların, ''bundan sonra forum düzenleyecek ülkelerin bu çıtayı aşmasının zor olduğunu'' dile getirdiklerini anlatan Eroğlu, şunları kaydetti: ''Görüştüğüm ülke bakanları, Türkiye ile ikili ilişkilerin geliştirilmesinin faydalı olacağını, Türkiye'nin çok büyük bir ülke olduğunu, yıldızının parladığını çok açık bir şekilde dile getirdi. Forum, Türk müteahhitlerin gücünü de görmeleri açısından çok önemli bir açılım olacak. Yeni potansiyel alanları, yeni iş alanları doğuyor. Çünkü gelen insanlar karar vericiler, bakanlar, müsteşarlar, belediye başkanları. Örneğin Ürdün'de bir Türk şirketi 1 milyon dolarlık bir su temin işi aldı. Nijer ile ilgili çalışmalar yapılıyor. Etiyopya, Sudan, Ukrayna, Hindistan, Endonezya taleplerde bulunuyor. İş imkanları doğuyor. Forumun, İstanbul'un tanıtımına da çok büyük katkısı oldu. Forumda çoğu yabancı bin 286 basın mensubu görev aldı. Medya, forumdaki yüksek teknolojiyi bütün dünyaya yansıttı. ''  İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin çok büyük bir başarıya imza attığını ifade eden Bakan Eroğlu, forumun yapıldığı kongre ve kültür merkezinin bitirilmesinde gösterdiği gayretin takdir edildiğini söyledi.  Bakan Eroğlu, Avrupa'nın en büyükleri arasında yer alan Sütlüce Kongre ve Kültür Merkezi'nin İstanbul için büyük bir kazanç olduğunu dile getirdi.                                                                                                                                                            21.03.2009  

  ''5. Dünya Su Forumu''u Kapsamında İmzalanan ''Bakanlar Bildirisi''  ''5. Dünya Su Forumu'' kapsamında düzenlenen Bakanlar Konferansı sonunda imzalanan ''Bakanlar Bildirisi'' açıklandı. Bildiride, bakanlar, Gündem 21 ve Johannesburg Eylem Planı'ndakiler de dahil olmak üzere, su ve sanitasyon konusunda uluslararası düzeyde kabul edilmiş hedeflere ulaşmada, ulusal hükümetlerin üstlendikleri önceki taahhütlerini bir kere daha teyit ettiklerini, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu'nun kararlarını, su, su kullanımı, sanitasyon ve sağlıkla ilgili çok taraflı anlaşmaları kabul ettiklerini belirttiler.  Bildiride, su güvenliğinin sağlanması ihtiyacını bildiklerini ifade eden bakanlar, bu hedefe varmak için tüm küresel değişikliklere su yönetiminin adaptasyonunu ilerletmek ve her seviyede işbirliğini geliştirmenin hayati olduğu kanısında olduklarını vurguladı. Bakanlar, dünyanın, nüfus artışı, göç, kentleşme, iklim değişikliği, çölleşme, kuraklık, çevresel bozulma ve arazi kullanımı ile ekonomik ve beslenme değişiklikleri gibi hızlı ve daha önce örneği bulunmayan küresel değişikliklerle karşı karşıya bulunulduğunu hatırlattıkları bildiride, Binyıl Kalkınma Hedeflerine erişmekte ve sosyo-ekonomik kalkınma için uygun seviyedeki su güvenliğine ulaşmakta özellikle Afrika gibi dünyanın çeşitli yerlerine özgü zorlukları bildiklerini ifade etti.     ''5. Dünya Su Forumu'' Bakanlar Konferansı'na katılan bakanlar ve heyet başkanları, şu görüşleri paylaştıklarını kaydetti: ''Binyıl Kalkınma Hedefleri gibi uluslararası düzeyde kabul görmüş hedeflere ulaşmak ve güvenli ve temiz suya, sanitasyona erişimi, sağlıklı ve temiz ekosistemler için uygun politikalar ve her seviyede yeterli mali kaynaklar sağlayarak, mümkün olan en kısa sürede iyileştirme çabalarımızı arttıracağız. Sürdürülebilir kalkınma çerçevesinde, su ile ilgili küresel zorlukları çözmeye kararlıyız. Hızla artan nüfusları ve değişen tüketim kalıplarını dikkate alarak, yeterli gıdanın sürdürülebilir üretimini gerçekleştirmek, özellikle kırsal alanlarda yaşam standartlarını iyileştirmek ve uluslararası kabul görmüş kalkınma hedefleri ve diğer ilgili uluslararası anlaşmalarla tutarlı ve uyumlu olarak yoksulluk ve açlığı ortadan kaldırmak için, uygun şekilde, sulama şebekeleri kurma ve tarımda yağmur suyundan yararlanma da dahil olmak üzere; su talep yönetimini ve tarım için su kullanımının üretkenliğini ve etkinliğini iyileştirmeye, bunların yanı sıra, tarımsal üretkenliği arttırmaya ve suyu korumaya gayret edeceğiz.'' Küresel değişikliklerin su kaynakları, doğal hidrolojik süreçler ve ekosistemler üzerindeki etkileri konusundaki yaklaşımlarını ve tüm sektörlerin yüzey ve yer altı sularında yarattığı kirliliği önlemek için çabalarını güçlendireceklerini ifade eden bakanlar, su sıkıntısı çekilen bölgelerde, deniz suyunun arıtılması ve atık suların yeniden kullanımı için temizlenmesi amacıyla yatırım yapma ve bu yatırımların sürdürülebilir ve finanse edilebilir olması için teknolojik destek ve bilgi sağlama gereksinimini dikkate alacaklarını vurguladı. Silahlı çatışmalar zamanında su kaynaklarının, su alt yapılarının ve çevrenin korunmasını amaçlayan uluslararası hukuka saygı göstereceklerini ve gerekli olması durumunda, bunu daha da geliştirmek için işbirliği yapacaklarını belirten bakanlar, küresel değişikliklerin olası etkilerini öngörmek ve ortadan kaldırmak için sınır ötesi, ulusal veya bölgesel planlar ve programları geliştirmeye, uygulamaya ve daha da güçlendirmeye kararlı olduklarını kaydetti. Taşkınlar ve kuraklık da dahil olmak üzere doğal ve insan kaynaklı afetleri önlemek ve karşılık verebilmek için çalışmaya kararlı olduklarını ifade eden bakanlar, su izleme sistemlerini iyileştirmek ve yararlı bilgilerin, komşu ülkeler de dahil olmak üzere, tüm ilgili nüfusların serbest kullanımına açık olmasını sağlamak için çabalayacaklarını belirtti.                                                                                                                                                            22.03.2009

 

 

 

  5. Dünya Su Forumu Sona Erdi Türkiye ile Dünya Su Konseyi'nin, ''Farklılıkların Suda Yakınlaşması'' temasıyla 16-22 Mart 2009 tarihleri arasında İstanbul Sütlüce Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlediği, 5. Dünya Su Forumu, ''Bakanlar Konferansı Kapanış Oturumu'' ile sona erdi.     Oturumda konuşan Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Bakanlar Konferansı'nın 2008 yılında başlayan hazırlık süreci kapsamında 2'si Paris, biri Cenevre, diğeri Roma'da olmak üzere 4 hazırlık komitesi toplantısı yapıldığını hatırlattı. Bu toplantılarda Bakanlar Konferansı'nın 2 ana ürünü olan ''Bakanlar Bildirisi'' ve ''İstanbul Su Rehberi''nin bütün yönleriyle tartışıldığını ve müzakere edildiğini ifade eden Eroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Paris'te 3-4 Mart 2009 tarihlerinde düzenlenen son hazırlık komitesi toplantısında, 'Bakanlar Bildirisi' üzerinde mutabakat sağlandı. Bu belge geniş bir mutabakatı yansıtan ve hassas dengeler üzerine oturan bir nitelik arz etmektedir. Suyun çeşitli boyutları üzerinde ülkelerin farklı görüş ve yaklaşımları olduğunu hepimiz iyi biliyoruz. Belgenin tüm bu farklı görüşleri gözeten bir denge ve bütünlük içerisinde kabul edilmiş olması büyük önem taşımaktadır.''     Eroğlu, hafta başında İstanbul'da yapılan Yüksek Düzeyli Memurlar Toplantısı sırasında da bu hususların dikkate alındığını ve delegasyonların büyük bir bölümünün önerisi doğrultusunda varılan mutabakat uyarınca, yeniden müzakereye açılmadan, olduğu gibi kabul edildiğini ve bakanlara sunulduğunu söyledi. Çevre ve Orman Bakanı Eroğlu, ''Farklılıkların Suda Yakınlaşması'' teması altında düzenlenen forumun kıtalar, kültürler ve insanlar arasında köprü oluşturmayı hedeflediğini dile getirdi. Bu temayla sadece Asya ile Avrupa, Ortadoğu ile Afrika, Kuzey ile Güney arasındaki kavşakların değil, modern ve geleneksel su kültürleri ile kullanımlarının irdelendiğini, dünyanın zengin ile yoksul, gelişmiş ve geri kalmış bölgeleri arasındaki engellerin de altının çizildiğini ifade eden Eroğlu, Dünya Su Forumu'nun su sorunlarına çözüm bulmak için küresel işbirliğine doğru atılmış en önemli adımlardan biri olduğunu vurguladı. Dünya ülkelerinin karşı karşıya oldukları su meselelerinin forum boyunca tartışıldığını ve bütün insanlığı ilgilendiren su meselesinin tekrar dünya gündemine geldiğini belirten Veysel Eroğlu, ''Su forumu, farklı bakış açılarını anlama yeteneğimizi geliştirmemizi ve farklı çözümleri paylaşma fırsatını sunmamızı sağlamıştır'' dedi. Ayrıca dünya su kamuoyuna suyun kendi başına bir gaye değil, aksine kalkınma ve refah için bir araç olduğu mesajının da verildiğini ifade eden Eroğlu, forumun aynı zamanda su politikalarının belirlenmesi ve suyla ilgili problemlere sürdürülebilir çözümler bulunabilmesi için kullanıcıları, karar vericileri ve sivil toplumu, gelişmiş bir bilgi alışverişi ve karşılıklı anlayış çerçevesinde İstanbul'da bir araya getirdiğini belirtti.  

Forum Süreci

  Bakan Eroğlu, 5. Dünya Su Forumu'nun temel hedeflerinden birinin politika gündemine tesir edebilmek olduğuna dikkati çekti. Bu çerçevede, forumun siyasi süreci kapsamında sınırlı katılımlı bir ''Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'', bütün devletlerin su konularından sorumlu bakanlarının katılımıyla ''Bakanlar Konferansı'', parlamenterler ve yerel yönetimler toplantılarının düzenlendiğini hatırlatan Eroğlu, siyasi sürecin, su ile ilgili güncel konulardaki siyasi bilincin arttırılmasını ve bu konuların siyasi gündeme dahil edilmesi için arttırılmasını ve bu konuların siyasi gündeme dahil edilmesi için üst düzey karar mercilerine somut tavsiyelerde bulunulmasını hedeflediğini kaydetti.     Forumun başlangıcında düzenlenen ''Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'' sonucunda bir çağrının kabul edildiğini hatırlatan  Eroğlu, bu çağrıda iklim değişikliği ve bunun yanı sıra nüfus artışı, şehirleşme, göç, su kullanma alışkanlıklarındaki değişiklikler gibi küresel gelişmelerin su kaynakları üzerinde yarattığı olumsuz etkilere karşı vakit kaybetmeden tedbir almak gerektiğinin vurgulandığını ve bu konuda hükümetlerin göreve çağrıldığını belirtti. Eroğlu, siyasi sürecin hükümetler ayağı kapsamında ise su konularından sorumlu bakanların yanı sıra ilgili bütün bakanların katılımları ile gerçekleşen ''Bakanlar Konferansı''nın da suya verilen önemi en üst düzeyde yansıtmayı ve su konusuna ilişkin sorunların çözümü için gereken siyasi iradeyi ortaya koymayı gaye edindiğini söyledi. Bu konferansın sonucunda kabul edilen ''Bakanlar Bildirisi'' ile ''İstanbul Su Stratejileri Kılavuzu'' isimli belgenin, bu iradeyi açıkça ortaya koyduğunu ifade eden Veysel Eroğlu, ''Bakanlar Bildirisi'nin, hükümetlere yol gösterici bir belge olacağına inanıyorum'' dedi. Forum kapsamında parlamenterlerin de su konusunu ele aldığını anımsatan Eroğlu, ''Siyasi sürecin ulusal ve yerel hükümetler arasında bir köprü görevi de oluşturan parlamenterler ayağı, ulusal kanunların uygulamalarının tartışılması ve deneyimlerin paylaşılması için uygun bir ortam yaratmıştır. Yerel yönetimler ayağı çerçevesinde de dünyanın çeşitli şehirlerinin mahalli yöneticileri 'İstanbul Şehir Mutabakatı' isimli bir belge imzalamışlardır. Bu belgeyle yerel yönetimlerin problemlerinin karar vericiler ve yasa koyucuların dikkatlerine getirilmesi hedeflenmiştir'' diye konuştu. Bakan Eroğlu, bütün dünyanın dikkatinin böylesine büyük bir etkinliğe çevrilmesinin, suyun hayatın vazgeçilmez bir unsuru olduğunu bir kez daha gösterdiğini söyledi. Günümüzde su meselelerinin birçok uluslararası ve bölgesel kurumların faaliyet alanına dahil edildiğini, bunun başlıca sebeplerinden birinin iklim değişikliği ve küresel ısınmanın su kaynakları üzerinde yarattığı olumsuz etkiler olduğunu belirten Eroğlu, bu etkilerin kuraklık ve taşkınların daha sık ve etkili yaşanmasına sebep olurken, diğer taraftan su kaynaklarını azalttığını dile getirdi. Bir diğer sebebin de hızlı nüfus artışı ve ekonomik büyüme hedeflerinin su kaynakları üzerinde yarattığı baskılar olduğunu ifade eden Eroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Fazla su tüketimi yüzünden birçok ülkede yer altı suları da tükenmiş durumdadır. Yer altı sularının tükenmesi, zirai ürünlerin azalmasına sebep olurken, bu durum daha fazla yiyecek sıkıntısına ve yiyecek fiyatlarının artmasına yol açmaktadır.  Yer yüzündeki su kaynaklarının sadece yüzde 2,5'i tatlı su kaynaklarıdır. Kullanılabilecek durumdaki tatlı su kaynaklarının oranının yüzde 1'in de altına inmektedir. Gelecek 25 yıl içinde bazı bölgelerde ciddi su sıkıntısı beklenmektedir. Dünya üzerinde her gün 35 bine yakın insan sağlıklı suya ulaşamama sebebiyle hayatını kaybetmektedir. Bu zorluğun aşılması için çözümler bulunmalıdır.''          

''Sınır Aşan Su Kaynakları Çatışma Sebebi Değildir''

  Bakan Eroğlu, ''Halklarımıza sağlıklı ve yeterli su, ayrıca uygun altyapı ve çevre hizmetleri sağlamak bizim sorumluluklarımızın başında gelmektedir. Sağlıklı sudan faydalanma imkanı bir ülkenin gelişmesi için kaçınılmaz bir şarttır'' dedi.   Su kaynaklarının, çevrenin ve ekosistemlerin korunmasını sağlayacak bir yaklaşımla, verimli ve sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesi gerektiğine dikkati çeken Eroğlu, şunları kaydetti: ''Belki bütün  bunlardan daha önemlisi suyun sınırsız bir kaynak olduğu düşüncesine son vererek, tüketimimizi bu değerli kaynağın sınırlı olduğu bilincine göre uyarlamalıyız. Küreselleşme süreci ve artan su tüketimi, su kaynakları alanında karşılıklı bağımlılık, bu alanda rekabetin hiçbir fayda sağlamayacağını ortaya koymakta ve suyun ulusları birbirine yakınlaştıran bir işbirliği alanı haline gelmesini zorunlu kılmaktadır. Su kaynaklarının hızla ve bilinçsizce tüketilmesini ve kalitesinin bozulmasını önlemek için entegre nehir havzası yönetimi temelinde bölgesel düzeyde işbirliği yapılması önem arz etmektedir. Ülkemizin içinde bulunduğu coğrafya, sınır aşan su kaynaklarının çatışma sebebi değil, barış ve işbirliği vesilesi olması potansiyelini ve gereğini ortaya çıkarmaktadır. Ülkemiz bu çerçevede her türlü işbirliğini desteklemektedir.'' Forum, kapanış merasimiyle sona erdi. Dünyadaki su sorununu uluslararası gündeme almak, dünya su kalkınma raporunu yayınlamak ve Binyıl Kalkınma Hedefleri'ni gözden geçirmek maksadıyla düzenlenen foruma 92 ülkeden 33 bin kişi katıldı. Değişik ülkelerden 3 prens, 3 cumhurbaşkanı, 5 başbakan, 95 bakan ve bakan yardımcısı, 263 parlamenter, 200 belediye başkanı, 91 şehirden vali yardımcısı ve 155 ülkeden üst düzey yetkili ve delegenin katıldığı forumu, Birleşmiş Milletler dahil su konusunda uzman yaklaşık 5 bin katılımcı kurum, 14 uluslararası örgüt başkanı, bin 268 basın mensubu takip etti. Dünya Su Konseyi, Devlet Su İşleri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen forumda, politik gündemde suyun önemini vurgulamak, 21. yüzyılda uluslararası su sorunlarının çözümüne katkıda bulunmak, somut çözümler ortaya koymak ve dünya kamuoyunu bu çözümlerin önemini anlatmak ve politik taahhütler üretmek hedeflendi.  

Forumun İlkleri

  Forum kapsamındaki politik süreç, ilk defa birçok devlet ve hükümet başkanını bir araya getirdi.   Bölgesel yöneticiler politik süreç kapsamında İstanbul Su Mutabakatı'nı hazırlayıp imzaladı. Forum, kadınlar, gençler ve çocuklar, işletme ve sanayi, yerel idareler, bilim ve teknoloji, işçi sendikaları, yerli halk, çiftçi ve sivil toplum örgütleri gibi temel grupların  değişik alanlarda temsil edilmesini sağladı. Çevre dostu forum, çevreye zararlı atık ve emisyonların azaltılma faaliyetlerine öncülük etti. Sanal buluşma alanı ''http://portal.worldwaterforum5.org'' bütün global su ailesini bir araya getirdi.  

Etkinlikler

  Forum kapsamında, Devlet Başkanları Zirvesi, Parlamenterler Toplantısı, Bakanlar Konferansı, Yerel Yönetimler Süreci, Üst Düzey Üçlü Diyalog Toplantıları yapıldı.     Devlet Başkanları Beyannamesi, Parlamenterler Yardım Masası, Bakanlar Beyannamesi, İstanbul Su Mutabakatı, Gençlik Beyannamesi, Avrupa Parlamentosu Kararları'nın masaya yatırıldığı forumda, İstanbul Su Mutabakatı, şehir su kaynaklarını başarıyla yönettikleri için Avustralya'nın Brisbane, Avusturya'nın Viyana, Fransa'nın Paris, Houdan, Maxevielle ve Strasbourg şehirleri ''Şampiyon Şehir'' ilan edildi.  

Ödüller

  ''5. Dünya Su Forumu''nda, su konusunda toplum bilincinin artmasına katkıda bulunan Anadolu Ajansı Muhabiri Özgür Çoban'a, Aqua Media İnternational'dan Alison Bartle'e, Haber 24'ten Özgür Yılmaz, Zaman gazetesinden Gürhan Savgı ve NTV'nin Yeşil Ekran programına ''Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Su Ödülü'' verildi. Öte yandan, ''2. Hasan Dünya Su Ödülü'', su kaynaklarının gelişmesine katkıda bulunan Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Arap Fonu Başkanı Dr. Abdulatif Yousef Al-Hamad, en iyi kamusal su politikasına verilen ''Meksika Su Ödülü'' Çin'den Guangzhou Province, Meksika'dan Leon Guanajuato ve Peru'dan Lima aldı. Binyıl Kalkınma Hedefleri ve benzer küresel hedeflerin gerçekleştirilmesine katkıda bulunanlara sunulan ''Kyoto Dünya Su Ödülü'' Watershed Organisation Trust'tan (WOTR) Marcella D'Souza'ya verildi. ''5. Dünya Su Forumu'' İstanbul'dan önce, 2006'da Mexico City, 2003'te Kyoto, 2000 Lahey, 1997'de Marakeş'te düzenlenmişti.                                                                                                                                                  22.03.2009  

 

 

 

 

  5. Dünya Su Forumu Değerlendirme Toplantısı  Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Sütlüce Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, 16-22 Mart 2009 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşen 5. Dünya Su Forumu'nun çok başarılı bir şekilde düzenlendiğini belirterek, foruma katılanların da organizasyonu çok beğendiğini söyledi. Foruma 11 devlet ve hükümet başkanı, 89 bakan, 455 parlamenter ve belediye başkanı, 192 ülkeden üst düzey yetkili ve temsilci ile 19 uluslararası kuruluşun üst düzey yetkilisinin katıldığını ifade eden Eroğlu, 5. Dünya Su Forumu'nda, geçmiştekilerinden farklı olarak ilk kez devlet başkanları zirvesinin yapıldığını, devlet başkanları ve bakanlar düzeyinde su bildirilerinin imzalandığını hatırlattı.      Eroğlu, söz konusu bildirilerle suyun politik gündemin ilk sırasına taşındığını, böylece ekonomik kalkınma ve yoksulluğun ortadan kaldırılması için suyun öneminin bir kez daha vurgulandığı dile getirdi. Foruma devlet başkanlarının tümünün çağrılmadığını anlatan Eroğlu, ''Burada bazı eleştiriler oldu. Fazla devlet başkanı katılmadığı eleştirileri yapıldı ama biz her bölgeden bir ülkenin devlet başkanını davet ettik. Bunu unutmayalım'' dedi. Bakan Eroğlu, foruma toplam 24 bin 118 kişini kayıt yaptırdığını da belirterek, ''5. Dünya Su Forumu'na toplam 33 bin 58 kişinin katıldığını, bu rakama Feshane'ye gelen çocukların olmadığını'' ifade etti.  Forum kapsamında düzenlenen Dünya Su Fuarı ve Sergisi'ne de 20 ülkeden 312 firmanın katıldığını, binlerce kişinin açılan fuar alanı ve sergileri gezdiğini kaydetti. Forumda son teknolojik imkanların kullanılarak internet üzerinden canlı yayın yapıldığını hatırlatarak, çeşitli ülkelerden 18 bin kişinin internet sitesinden istedikleri dillerde forumu canlı olarak izlediğini, forum süresince 52 bin kişinin de siteden etkinlikleri takip ettiğini söyledi.  Forumu 637’si yerli, 390'ı yabancı olmak üzere toplam 1027 basın mensubunun izlediğini belirten Eroğlu, 5. Dünya Su Forumu ve İstanbul ile alakalı 2 bin 290'ı yabancı basında olmak üzere toplam 5 bin 195 haber çıktığını bildirdi.  Eroğlu, forum süresince mükemmel bir organizasyon yapıldığını ulaşım, güvenlik, konaklama ve altyapı konularından hiçbir olumsuzluğunun yaşanmadığını, forum süresince  4 bin emniyet mensubunun görev yaptığını belirtti. Bakan  Eroğlu, Türkiye'nin, forumu yüz akıyla tamamlandığını, bunun da kurumlar arasındaki birlik ve beraberlik sonucu gerçekleştiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti: ''İstanbul artık dünyanın en büyük kongre merkezi, dünyanın incisidir. Bu forumla daha büyük forumları başarıyla gerçekleştirileceğimizi gösterdik. Bu forumdan Türkiye çok şey kazanmıştır. Bir kere bilim adamlarımız, kamu kurum ve kuruluşlarımız, başka ülkelerden gelen insanların bilgi ve tecrübelerinden faydalanmışlardır. Ayrıca ülkemizin müteahhit ve firmaları bundan kazançlı çıkmışlardır. Çünkü bu foruma katılanlar, İstanbul'da yapılan muhteşem tesisleri, biyolojik atık su arıtma sistemlerini, muhteşem tünelleri, tarihi eserleri, İstanbul'daki sarnıçları ve su terazilerini gördüler. Böylece İstanbul'un bir su medeniyeti merkezi olduğunu açıkla görmüşlerdir. Forum ülkemiz için büyük bir kazanç olmuştur.''     Toplantıda basın mensuplarının sorularını cevaplandıran Eroğlu,  suyun ticarileştirilmesiyle alakalı soru üzerine, ''5. Dünya Su Forumu'nun hiçbir yerinde 'su ticari bir metadır' diye vurgu yapılmadığını, buna kendisinin de karşı olduğunu'' söyledi.  Konuşmaların ardından, Bakan Eroğlu, İstanbul Valisi Muammer Güler ile 5. Dünya Su Forumu'nun organizasyonunda görev alan kamu kurum ve kuruluşlarının müdür ve amirlere teşekkür belgesi verdi.                                                                                                                                03.04.2009